Pürenli Kilise

Ağaçaltı Kilise’nden sonra Ihlara’daki tüm kiliseleri görmek isteyenler için tur bundan sonra sağa doğru devam edecek ve Melendiz’in iki yakasında yer alan dört kilise ( Pürenli, Kokar, Eğritaş ve Karanlıkkale) görüldükten sonra aynı noktaya geri dönülecektir. Sağa doğru devam eden yolun ilk durağı Pürenli Kilisesi’dir. Adını yakın çevresinde yetişen püren otundan alan kilise 10 -12 yüzyıllara tarihleniyor. Dört bölümden oluşan yapıda mezar oyukları da görülebiliyor.

Kokar Kilise

Freskerinde daha çok gri bir tonun hakim olduğu kilisenin dönemi 9-11 yüzyıllar, İçeriye girer girmez tonozda büyük haç bezemesi dikkat çekiyor. Fresklerinde yalnızca azizlerin değil, Davut ve Süleyman peygamberlerin de tasviri yer alıyor.

Yılanlı Kilise

Ahşap köprü ile karşıya geçerek ulaşılan Yılanlı Kilise 10 -11 yüzyıllara tarihleniyor ve freskleri oldukça iyi durumda. Kiliseye adını veren “Dört Günahkar Kadın” sahnesinde yılanlar tarafından cezalandırılan kadınlar yer alıyor. Oldukça silik olan bu freskin yanısıra “ Günahların Tartılması” sahnesi de önemseniyor.

Sümbüllü Kilise

11 ve 12. Yüzyıllara tarihlenen Sümbüllü Kilise Ihlara’daki benzerleri arasında gösterişli cephesiyle dikkat çekiyor. Büyük bir kaya oyuğunun içinde yer alan yapının üst katında kapı ve pencereleri var. Freskleri açısından da önemli sayılan kilise kubbesinde İsa Pantokrator betimlemesi (evrenin yaratıcısı) ile madalyonlar içinde Aziz Theodoros ile Aziz Georgios’un resimlerine dikkat çekiliyor.

Kırkdamaltı (Aziz Georgios) Kilisesi

Ihlara Vadisi’nin en önemli kiliselerinden biri sayılan ve 13. Yüzyıla tarihlenen Kırkdamaltı, Bizans dönemine ait kitabesi ile ayrı bir yere sahip.Kilise duvarlarına işlenmiş olan ve yörede benzerine az rastlanan bu kitabe, 10. Yüzyıldaki dinlerarası hoşgörüye ayna tutuyor.  Selçuklu Sultanı II. Mesud’un resmi de yer alan fresklerin Amirarzes Basileios ve eşi Tamara tarafından yaptırıldığı biliniyor. Giriş bölümü yıkık olan kilise, aynı zamanda Ihlara’nın en yüksek kilisesi olarak da farklılık yaratıyor.

Bahattin Samanlığı Kilisesi

Bahattin adlı bir köylü, uzun yıllar samanlık olarak kullandığı mağaranın simsiyah duvarlarının altında freskler olduğunu farkedince, kilise gün ışığına çıkıyor ve sahibinin adıyla anılmaya başlıyor. Freskleri 10. Ve 11. Yüzyıla tarihlenen tek kolidorlu kilisenin yan duvarlarında hücreler dikkat çekiyor.

Direkli Kilise

Bahattin Samanlığı ile aynı yamaçta yer alan ve 976 – 1025 tarihleri arasında yapıldığı bilinen kilise kubbesini altı büyük direk taşıyor. Bir manastır kilisesi olduğu için yapının içindeki bir kapıdan diğer bölümlere geçiliyor. Burada kilise görevlilerinin yaşadığı alanlar ile keşişlere ait mezarlar yer alıyor.

Ala Kilisesi

Vadinin karşı yakasında yer alan Ala Kilisesi hem diğer bir manastır kilisesi örneği oluşturuyor hem de Ihlara’daki kiliselerin son durağını. 11. Yüzyıl Bizans yapılarına bir örnek olan Ala Kilisesi, dış cephesindeki kemerli girişleri, sağır pencereleri ve iç mekanda yer alan yoğun freskleri ile önemseniyor.

Bezirhane

Ala Kilisesi’nin hemen yanında, köy sakinlerinin yıllardır bezirhane olarak kullandıkları atölye Belisırma’ya gelen hemen herkesin ilgisini çekiyor. Bezirhanelerde çevreden toplanan otlar bulgularla sıkıştırılarak yağ elde edilir ve bu yağ  aydınlatma da kullanılırdı. Bu eski imalathanenin fırını, taş mengenesi, burgusu ve havuzu hala yerli yerinde duruyor.

Kaya Camii

Ihlara Vadisi’nin kiliseleri gezildikten sonra, çevrede görülecek çok yer var daha. Selime köyündeki Kale Manastırı Kilisesi ile Karagedik (Aziz Ermolaos) Kiliseleri bunların başında geliyor. Tüm bunların yanında vadide öyle bir yapı varki hem diğerlerinin tümünden farklı hemde bölgenin tek örneği. Burası bir kaya camisi. Bir bölümü kayalara oyulmuş yapının 14. Yüzyılda Müslümanlar tarafından inşa edilerek yöredeki Müslüman halk tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Girişteki üç basamakla ulaşılan caminin en büyük özelliği oyularak yapılmış kubbeleri. Kıble yönünde bir mihrap, mihranında 6 mukarnas var. Kayalara açılmış bir mazgal penceresi ile doğrudan doğruya dışarıya çıkılan kapısı dikkat çeken diğer yönlerini oluşturuyor. Kaya Camii’nin hemen yanında yer alan bir kilise ise o dönemde yöre halkının yan yana ibadet edebildiklerinin göstergesi.

Belisırma’dan başlayarak Yaprakhisar yönünde, 3,5 kilometrelik yürüyüşten sonra varılan camiye arabayla ulaşım bulunmuyor.