Sultan Ahmet Cami adını Sultan I. Ahmet’ten almaktadır. Caminin yakınlarındaki Ayasofya’ya görkem ve güzellikte rakip olmak ve hatta onu geride bırakmak amacıyla inşa edilmiştir.

Neden “Mavi Camii” Olarak Bilinir?

Caminin mimarı Mehmet Ağa, caminin dış yapısında, Ayasoyfa’nın içinde başarılan görsel etkiyi yaratmayı başarmıştır.

Caminin kavisleri bakana keyif veren bir görünümdedir. Altı minaresi vardır. Avlusu ise tüm Osmanlı camilerinin en büyüğüdür.Caminin iç yapısı da benzer büyüklüktedir. 260 adet penceresi ve devasa bir mihrabı vardır.

Yapının içindeki mavi çinilerin sayısı on binleri geçer. Bugün yurt dışında daha çok Mavi Camii (Blue Mosque) olarak bilinmesinin sebebi bu çinilerdir.

Caminin tasarımını düzgün değerlendirebilmek için Sultanahmet Parkı’ndan değil Hipodrom’dan giriş yapmak gerekir. Caminin iç yapısıyla aynı büyüklüğe sahip olan avluya girildiğinde yapının mükemmel orantısına hayran kalmamak mümkün değildir.

İbadet ve Turistik Ziyaret Kapıları Ayrı

Cami çok popüler olduğu için içerideki kutsal atmosferi korumak amacıyla girişler kontrol altında tutulmakrtadır. Ana kapıdan sadece ibadet edecek olanlar alınır. Turistlerin giriş için güney kapısını kullanmaları gerekir.

İçeri girer girmez işlemeli cam pencereler ve duvarlar boyunca uzanan İznik çinileri dikkat çeker. Pencereler yenileriyle değiştirilmiş olsa da Venedik’ten getirilmiş olan orijinal pencerelerin sunduğu aydınlık etkiyi yaratabilmektedirler.

Fil Ayağı Sütunlar

1606 ile 1616 yılları arasında, yani Ayasofya’dan bin yıldan fazla bir zaman sonra yapılan Mavi Cami’ide dört adet dev ‘fil ayağı’ sütun kubbeyi ayakta tutmaktadır. Bu da destek problemine daha az zarif ama daha kuvvetli bir çözüm getirmektedir.

Caminin yapımını sağlayan Sultan I. Ahmet’in çini kaplı mezarı kuzeyde Sultanahmet Parkı’na bakan ayrı bir binanın içindedir. Tahta 13 yaşında çıkan Sultan Ahmet, cami inşaatının tamamlanmasından bir yıl sonra, henüz 27 yaşındayken hayatını kaybetmiştir.