İstiklal Savaşı

Her ulusun yeniden doğuşunu simgeleyen destanlar; bağımsızlık savaşları sonucu ortaya çıkmıştır. İstiklal Yolu, Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli sacayaklarından birini oluşturuyor. 19. yüzyılın sonlarında gönüllülerle mahkumların ortak emekleriyle yapılan bu toprak yolda, İstanbul ve Rusya’dan gemilerle İnebolu’ya getirilen silah ve cephane tam üç yıl boyunca Ankara’ya taşınmıştır. Mustafa Kemal’in ‘Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da’ sözleri, özgürlüğe koşan kağnı katarlarının geçtiği İstiklal Yolu’nun önemini vurgular.

Rota Hakkında

İnebolu-Kastamonu-Çankırı-Ankara hattında uzanan İstiklal Yolu’nun günümüzde hala belirgin şekilde kalan en iyi bölümünü İnebolu-Kastamonu arasındaki kağnı yolu oluşturuyor. Kurtuluş Savaşı destanının yazıldığı rota, Ersizler Kanyonu, Karacehennem Boğazı ve Çuhadoruğu gibi doğal güzelliklerle bezeli.

Milli mücadelenin kilometre taşlarından biri olan İstiklal Yolu’nun, yeniden canlandırılarak bir yürüyüş ve bisiklet rotası haline getirilmesi çalışması, Kastamonu Valiliği’nin bir projesi olarak 2007 yılı nisan ayında gerçekleştirildi. Eski kağnı yolunun hala canlı kalan İnebolu-Küre-Kastamonu arasındaki en güzel bölümü doğaseverlerin hizmetine sunuldu. Toplam 105 km’lik güzergahın 10 km’si patika, geri kalanı ise kağnı yolu üzerinde ilerliyor.

Rotanın geçtiği İnebolu ve Küre ilçeleriyle Kastamonu il merkezinde konaklama tesisleri bulunuyor. Özellikle İnebolu, Karadeniz sahilinde yer alması nedeniyle tercih edilebilir. Ayrıca Küre ilçe sınırları içinde kalan Ecevit Han ve Belören tesisleri, diğer konaklama seçenekleri arasında. Ayrancı piknik alanı, rota üzerindeki en uygun kamp alanı.

Nisan-kasım ayları arası rotayı yürümek için en uygun sezon.

Kastamonu İstanbul’a 508 km, Ankara’ya ise 245 km mesafede bulunuyor. En yakın havalimanı ise Ankara’dadır.

 

İlgi Çekici Noktalar:

Karacehennem Boğazı’nın sisli ormanları

İnebolu’nun aşı boyasıyla renklenmiş geleneksel eski evleri

İnebolu sahillerinde denize girmek ve güneşlenmek

Eski evleri, camileri, kalesi ve Kurtuluş Savaşı Anıtı’yla Kastamonu

Köylerde üretilen doğal çiçek balı

Çataltepe ve Ödemiş arasında uzanan zengin orman dokusu

Çatak Baraj Gölü’nde yüzmek

Paflagonyalılar Dönemi’nden kalan Doğanlar Kalesi

Restore edilen Ecevit Han’da konaklamak

 

Atatürk ve İstiklal Yolu

1918 yılı sonlarında Anadolu hem karadan hem denizden işgal kuvvetlerinin kuşatması ve saldırısıyla karşı karşıya idi. Türk toplumu, kendisini tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen bu saldırılar karşısında çok güç durumdaydı. Devletin merkezi olan İstanbul işgal edilmiş, ordu dağıtılmış, silah ve cephanelere işgal kuvvetlerince el konulmuştu. Mustafa Kemal Atatürk, 1919 yılı baharında Türk milletinin kaderini değiştirecek bir mücadeleye girişti. Amasya, Erzurum ve Sivas’ ta ki çalışmaların ardından Ankara’yı merkez olarak belirlendi. Türk milletinin daha ölmediğine bütün yüreğiyle inandı.

Hayatta kalmanın mutlak bir “İSTİKLAL MÜCADELESİ” ile mümkün olacağını düşündü, bu fikre inandı, arkadaşları ile birlikte dünyanın beklemediği bir kurtuluş mücadelesini başlattı.

Türk milleti savaş için en elzem ihtiyacı olan silahtan, cephaneden yoksundu. Açlık bir şekilde giderilir ama silahsız, cephanesiz savaşılamazdı. Bir savaşın silahsız cephanesiz kazanılması beslenmeyen bir vücudun hayatta kalması kadar zordu. İşte Milli Mücadele bu şartlarda yokluklar ve yoksulluklar içinde başladı.

Anadolu’da işgale uğramamış tek bölge Karadeniz, Anadolu’nun dışarı açılabileceği tek güvenli yer ise Kastamonu İnebolu Limanı idi.

Türk toplumunun yaşayabilmesi, mücadelenin başarıya ulaşabilmesi, İnebolu Limanından gelecek mühimmata bağlı idi. Bu sebeple İnebolu- Ankara arasındaki bu yol Milli Mücadele için hayati bir önem taşıyordu.

O dönemde güvenliği açısından tercih edilen bu yol aslında han, yağışlı havalarda çamurla kaplanan eski bir kervan yolu idi.

İnebolu’nun büyük gemileri barındıracak bir limanı yoktu. İnebolu açıklarına gemilerle gelen silah ve cephane, açıktan ve her türlü hava şartlarında kahraman demirciler tarafından kayıklarla İnebolu kıyılarına çıkarılıyordu. Bu malzemeler Kastamonu’nun kahraman kadınları, yaşlıları ve çocukları tarafından çok zor şartlarda Ankara’ya taşınıyordu.

O dönemde Anadolu’nun eli silah tutan erkekleri cephanelerde düşmana karşı çarpışıyorlardı. Bu güzergahta yol alan nakliye kollarının ortak nitelikleri cephe gerisinde kalan çocuk , kadın ve yaşlılardan oluşması idi.

İşte bu sebeplerden, İnebolu’dan Ankara’ya uzanan bu zorlu yola “İSTİKLAL YOLU” denilmektedir.

İstiklâl Yolu Kahramanları

İstiklal Yolu’ndan zor şartlarda Anadolu’ya silah ve cephane taşıyan yüzlerce isimsiz kahraman geçmiştir. İnsanüstü çabalarla bu görevi yerine getirip Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında önemli görevler üstlenmiştir.

Bu kahramanlardan bazılarının öyküleri şöyledir;

Hamamcı Kadı Salih Reis 

13 Haziran 1921’de İnebolu kıyılarında yaklaşık bir yıldır süren telaşın bir yenisi daha yaşanıyordu. Kayıklar, açıkta demirlemiş gemilerden cephane yüklü sandıkları kıyıya getirmiş, ilçe halkı kıyıya yaklaşan kayıklarda taşıyabildikleri sandıkları omuzlayarak depolara taşıyorlardı. Salih Reis kıyıya yanaşmış cephane yüklü kayıktan ihtiyar bedenine aldırmadan bir top mermisi omuzladı. Bu arada Kastamonu Bölgesi Komutanı Muhittin Paşa’da Kadı Salih Reis’i izliyordu. Muhittin Paşa yardım etmek amacıyla bu 70’lik ihtiyarın yanına geldi ve ;

“Dede, ver de bende taşıyayım…” dedi.

Sırtındaki mermiyi zorla taşıyan ihtiyar Kadı Salih Reis başını bile kaldırmadan;

“Bana yardımı bırak düşman gemileri geliyor. Git bir sandık cephanede sen omuzla!” diyerek farkında olmadan Paşayı tersledi ve mermisini vermedi. Bu diyalog üzerine etrafta bulunanlar Paşanın kızdığını düşünürken Muhittin Paşa;

“Bu millet ölmez, bu millet esir olmaz” dedi.

Şehit Şerife Bacı

Kastamonu’nun Seydiler ilçesinden olan Şerife Bacı sonu hazin biten bir kahramanlık destanıdır.

1921 yılının ilk aylarında, Şerife Bacı İnebolu’dan aldığı cephanelerle Kastamonu’ya doğru yola çıkmış, çetin kış şartları ve aniden bastıran tipi sırasında bağlı bulunduğu kağnı kolundan ayrı düşmüştür. Şerife Bacı o zor şartlarda Kastamonu Kışlası yakınlarına kadar gelmişse de o şartlarda donmaktan kurtulamamıştır. Fırtına ve tipinin sabahında bir bebeğin ağlama sesini takip eden devriye ekibi sahibi donmuş bir kağnı arabası ile karşılaşmıştır. Devriye ekibi kağnıda üzerleri kardan etkilenmemesi için battaniye ile örtülmüş cephane ile cephanenin arasında kuru otlara yatırılmış bir bebek bulunmuştur.

Halime Çavuş

Kastamonu ve Türk kadınının Milli Mücadele’de anıtsallaşmasının cephe gerisinde ve cephede omuz omuza hizmet verişinin en önemli örneklerinin biri de Halime Çavuştur. Savaş döneminde ailesinin tüm ısrarlarına rağmen cepheye giden Halime Çavuş o dönemde yadırganmamak için saçlarını kazıtmış erkek gibi traş olmuş ve hep bir erkek gibi giyinmiştir.İnebolu’dan aldığı birçok cephaneyi, cephelere ulaştıran Halime Çavuş düşman kurşunuyla yaralanmış buna rağmen cephe ve cephe ardı görevlerini sürdürmüştür.