Şeb-i Arûs merasimleri;  Mevlana’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan bir tabir olarak günümüze kadar gelmiştir. Mevlana ölüm gününü Hakk’a Vuslat günü yani Düğün Günü olarak belirtmiş ve eserlerinde bunu böyle işlemiştir. İkinciden sonra Kur’an-ı Kerim okumak ve Aynü’l Cem yapılarak icra edilen Şeb-i Arûs merasimin gecesine aynı zamanda Leyletü’l- Arûs diye de adlandırılır. Şeb Farsça da Leyle  Arapça’da ise Gece demektir.

Mevlana’nın her sözü o kadar etkileyici ve düşündürücü ki hayatımızın her alanına o doğru sözleri ve şahane eserleri ile aramıza girmiş yaptıkları ve söyledikleri ile dünyanın sanatçısı olarak bilinir.

2007 yılında UNESCO tarafından Dünya Mevlana yılı olarak belirlenmiştir.

Mevlânâ , “Ölümümüzden sonra mezarımızı yer de arama, arif kişilerin gönlündedir bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak ) tezahür ediyorsa da orada doğumdur “ diyerek  Allah’a kavuşmak istediğini belirtmiş bir hak aşığı bir dünya düşünürüdür.  “Ölmek şeker gibi tatlı bir şey canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm diyerek ölüm meselesine farklı bir boyut kazandırmış ve bu konuyu iyice genişleterek Hakk’a kavuşmanın mutluluğunu betimlemiştir.

Mevlana Ölümü şu dünyaya hükmeden o meşhur sözleri ile ifade eder ve ölüme en güzel şeyleri yakıştırır.

“Öldüğüm gün, tabutumu götürürlerken, bende bu dünya derdi var sanma!”

“Benim için ağlama, yazık, «vah, vah!» deme! Beni toprağa verdiklerinde de «veda, veda!» (ayrılık, ayrılık) deme!”

“Mezar bir perdedir ki, onun arkasında cennetin huzuru vardır.”

“Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret! Güneş’le Ay’a gurubdan hiç ziyan gelir mi?”

“Yere hangi tohum ekildi de bitmedi? Endişelenme! İnsan tohumu bitmeyecek diye telaşlanma!”

“Toprağa konulduğumu zannetme! Ayağımın altında yedi gök vardır.”

Bu sözleriyle dünya’nın bir hayalden ibaret olduğunu ve ölümün gerçek yaşamın bir başlangıcı olduğunu belirten Mevlana Bir gazelinde ise şu beyitleri ile anılmaktadır ;

“Ey can! Sende bu toprak perdesi ile örtülmüş gizli bir hayat vardır… Burada, gayb aleminde gizlenmiş yüzlerce Yusuf gibi güzeller mevcut…”

“Bu ten sureti, yani ceset, toprağa kurban verilince, o can sureti kalır…”

“O ten sureti fani, can sureti ise bakidir…”

“Bil ki ölüm, ruhun bir başka aleme doğması hadisesinin sancısıdır. Yani bu fani alem için adı ölümdür, ama baki ve ebedi olan alem için adı doğumdur!..”

“Hem değil mi ki, canı Allah (c.c) almaktadır; bil ki ölüm, has kullar için şeker gibi tatlıdır.”

“Keza ölüm, ateş bile olsa, Allah’a halil olana güllük gülistanlıktır; ab-ı hayattır.”

“Ölümü korkutucu kılan, onu zorlaştıran, şu ten kafesidir. Teni bir sedef gibi kırdığın zaman, ölümün bir inciye benzediğini sen de göreceksin!..”

Allah dostlarının en önemli özelliklerinden birisi de, ilahi aşkla kavrulmalarıdır. Hazreti Mevlana, ruhunda yanan aşk ateşinin ölümle bile sönmeyeceğini, diğer bir beytinde şu şekilde ifade eder:

“Vefatımdan sonra benim kabrimi aç ve içimin ateşi sebebiyle kefenimden nasıl duman yükseldiğini gör!”

Diyerek hakka kavuşmasını anlatmaktadır.

Mevlana ;böylece can dudakları ile gülümseyerek bu alemden lahûti aleme göç etmiş, ömür boyu hasreti ile yandığı düğün gecesine‘ne, şeb-i arûs‘a kavuşmuştur.

 

Her yıl düzenlenen Şeb-i Arûs merasimleri Ülkemizde 17 Aralık tarihinde Konya’da düzenlenmektedir.

Merasimlerde Mevlâna, Mevlevilik ve Mevlânâ’nın hayatının anlatıldığı ve ölüm yılında anılması hakkında bilgiler içermektedir.

 

Bir Türk ve İslam düşünürü Mevlana’nın hayatından kesitlerinden ve ölümü betimlemelerinden dolayı Mevlana’nın o güzel sözleriyle Gel, Ne olursan ol Yine Gel, Gel sözleriyle sizleri Mevlânâ Celaleddin-i Rumi için Şeb-i Arûs merasimine davet ediyoruz.