HİTİT YOLU: GÜNEŞ KURSUNUN İZİNDE

Altın sarısı başakların rüzgarda dans ettiği tarlaların arasında ilerliyor aracımız. Boz tepelerin eteğindeki tarlalar, geometrik desenler oluşturarak ardı ardına sıralanıyor. Çorum Afet ve Acil Durum İl Müdürü Ömer Bey ‘Çok değil, daha iki ay öncesinde bel hizasına kadar gelen yemyeşil otlarla bezeliydi buralar’ diyor. Baharın müjdecisi gelincikler, papatyalar ve kır çiçekleri, yeşile kesmiş otlarla birlikte haziran sonuna dek mavi gökyüzünü kıskandırıyorlar Hititlerin yurdunda. Sapsarı gülümseyen ayçiçekleri, her daim güneşe doğru dönüyorlar yüzlerini. Ardından nohut, mercimek ve soğan hasadı zamanı geliyor. Mevsim güze döndüğünde ise kaynayan kazanlardan yükselen üzüm ve kuşburnu pekmezi kokusu siniyor köylere. Ağaçların yapraklarını dökmeye başladıkları eylül ayının sonunda ‘şingavut’ adı verilen yalaklarda üzümlerin ezilmesi, cevizlerin ve elmaların toplanması, domates salçası ile bulgur yapımı gibi işler bitirilerek kış hazırlıkları tamamlanıyor. Uzun kış gecelerinin ayazında, derin bir sessizliğe bürünüyor Çorum’un güney bölgesi.

Çorum Valisi Nurullah Çakır’ın hayata geçirdiği ‘Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları’ projesinde çalışmak üzere yaklaşık iki aydır Çorum ilindeyim. 1964 yılında Avrupa Konseyi’nin kıtanın kendi kültürel mirasını daha iyi algılayabilmesi için başlattığı ‘Avrupa Kültür Yolları’ çalışması giderek yaygınlaşıyor. Santiago de Compostela, Viking, Kelt, Manastırlar, Barok, İpek Yolu gibi tematik yürüyüş rotaları, tarihsel, kültürel ve doğal güzellikleriyle bulundukları bölgelere oldukça fazla sayıda turist çekiyorlar. Sürdürülebilir ekoturizm anlayışının önemli mihenk taşlarından biri sayılan yürüyüş ve bisiklet rotaları, son yıllarda ülkemizde de artan bir hızla yayılıyor. Kate Clow’un gerçekleştirdiği Türkiye’nin işaretlenmiş ilk  uzun yürüyüş parkuru ünvanına sahip olan Likya Yolu’nun ardından, ‘Kastamonu-İstiklal Yolu’, ‘Karabük-Yenice Ormanları’ ve ‘Doğadan Tarihe Eskipazar’ rotaları oluşturuldu. Dönemin valisi Nurullah Çakır’ın projelendirdiği son üç rota, benim de içinde bulunduğum ekip tarafından uzun süreli bir çalışma sonucu hayata geçirildi.

‘Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları’ için, Hititlerin başkenti olan ve aynı zamanda Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Boğazköy-Hattuşa ören yeri ile bölgedeki diğer önemli Hitit yerleşimleri Alacahöyük ve Şapinuva’nın oluşturduğu üçgende çalışmaya başlıyoruz. Amacımız eski tarihi yollar ile doğal güzellikleri içeren bir yürüyüş güzergahı belirlemek. Hitit uygarlığı daha erken bir döneme tekabül ettiğinden, bölgede Ege ve Akdeniz’deki gibi taş döşeli antik yollar bulmak pek mümkün değil. Daha çok eski göç yolları ile kervan güzergahlarını soruşturarak işe başlıyoruz. Köylerdeki muhtarlar ve yaşlılar eski değirmen, pazar ve katır yollarını anlatıyor bize. Cılgaların (yerel ağızda hayvan yolu, patika) yok olduğunu aktarıyorlar. Son yıllarda artan göçten dolayı, Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi, eski patikalar kullanılmadığı için kaybolmaya yüz tutmuş. Artık köylerde yıkık değirmenlere gitmeye gerek yok, yer sofrasında açılıp ocaklarda pişirilen ekmek bakkallardan temin ediliyor nasıl olsa. Katırlarla gidilen pazar yollarını yaban ağaççıkların dikenleri kaplamış. Asfaltın yapılmasıyla birlikte alışveriş için minibüslerle iniliyor merkeze. Göçten dolayı hayvancılık giderek yok oluyor ve bu nedenle patikalar bir bir kayboluyor. Eski yolların izlerini ararken, kültürel bir tarihin yok oluşuna da tanıklık ediyoruz.

Ülkemizde Unesco Dünya Mirası listesine giren on yerden biri olan Hattuşa kentinin sur duvarları önündeyim. Eski çağlarda etrafı 6 kilometrelik surlarla çevrili ören yeri, Aşağı ve Yukarı Kent olarak ikiye ayrılıyor. Büyük Mabed, Kral Kapısı, Sfenksli Kapı, Aslanlı Kapı ve Yer Kapı’nın bulunduğu Hattuşa, uzun yıllar başkent olarak hizmet etmiş Hititlere. Kendilerini ‘Neşalılar’ olarak tanımlayan bu kavim, Anadolu’nun en eski uygarlıklarından biri. M.Ö. 1650-1450 yıllarında Eski Krallık ve M.Ö. 1450-1200 yıllarında İmparatorluk Devri olarak iki döneme ayrılan Hitit tarihi, çok sayıda kent yerleşimi, kaya kabartmaları ve diğer arkeolojik buluntularla günümüze ulaşan zengin bir birikime sahip. Hint-Avrupa kökenli bir topluluk olan Hititler, kil tabletlere yazılmış çivi ve hiyeroglif yazı kullanıyorlardı. Çok tanrılı bir din inanışına sahip Hitit panteonunun en önemli öğesi, fırtına tanrısı Teşup idi. Sanatta ileri boyutta eserler bırakan uygarlığın bir diğer özelliği de federatif bir yapıda olmasıydı. Yerli halklara uygulanan hassas denge politikası, şehir devletleri örgütlenmesinin ana temelini oluşturuyordu. İlkokul çağlarında Etiler olarak belleğimize kazınan bu uygarlığın tarihteki en belirgin imgesi, sembol kabul ettikleri Güneş Kursu’dur. M.Ö. 1274 yılında Mısır firavunu 2. Ramses ile Muvattalli arasında yapılan savaş sonucunda imzalanan tarihin ilk yazılı barış anlaşması Kadeş, antik çağın en önemli olaylarından biri kabul edilir. Günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Çorum Müzesi’nde sergilenen zengin buluntular, Hitit uygarlığı hakkında detaylı bilgileri ulaştırıyor bize.

Hattuşa-Şapinuva arasındaki tarihi yolun başlangıcı, kutsal Yazılıkaya Tapınağı’ndan geçiyor. Dev bir kaya kütlesine konumlanan iki farklı odada yer alan kaya kabartmaları, işçilikleriyle insanda hayranlık uyandırıyor gerçekten. Özellikle yeni yıl kutlama törenlerinin ve bahar aylarında bereket şenliklerinin yapıldığı kutsal mekanda, heybetli tanrı kabartmaları dikkat çekiyor. Ellerinde orak biçimli kılıçlarıyla on iki tanrı, Fırtına Tanrısı Teşup, Koruyucu Tanrı Şarruma, Kılıç Tanrısı Nergal ve Kral 4. Tuthaliya’nın kabartma figürleri, Hitit tarihinin görkemli günlerini yansıtıyor. Yazılıkaya’dan başlayan eski patika, yakın bir zamana kadar Yüksekyayla ve Küçükhırka köylüleri tarafından Boğazkale pazar yolu olarak kullanılıyormuş. Büyükhırka köyünden sonra rotamız, mağaraların yer aldığı dar bir vadiye giriyor. Alaca Baraj Gölü ve Kızıllı eski değirmen yolunun ardından Çatak, Soğucak ve Kızılhamza göletleriyle renkleniyor parkur. Sulama amacıyla yapılan göletler, Hitit yurdunu bozkırın ortasında yemyeşil bir vahaya dönüştürüyor. Seyrek de olsa meşe ormanlarının renklendirdiği bu coğrafyada tarlaların egemenliği hakim. Genelde nohut, mercimek, soğan ve şeker pancarı yetiştirilen tarlalarda hasat mevsimi yaz sonuna doğru. Kızılhamza’dan itibaren yeniden buluştuğumuz eski kervan yolu tarlalar arasında kayboluyor yer yer. Hitit Yolu, eski çağda yerleşim alanı olarak kullanılan mağaraların bulunduğu Delikkaya Boğazı ve Karahacip’in ardından, toplam 84 kilometre sonra Şapinuva arkeolojik alanına ulaşıyor.

Aygül ve Mustafa Süel hocaların yıllardır binbir emekle kazdığı Şapinuva sit alanı, Hitit krallığı için askeri ve dini bir merkez konumunda. Coğrafi ve siyasi yapısı itibariyle her daim önemini koruyan kentten çıkarılan dört bine yakın yazılı tablet, bilim adamlarınca bu gizemli uygarlığın tarihini aydınlatan önemli buluntular arasında sayılıyor. Ortaköy ilçesi yakınlarındaki tarihi mekan, Fırtına Tanrısı tapınakları, Kraliçe Sarayı ve pazar yerinin de bulunduğu büyük bir alana yayılıyor.

Şapinuva ören yerinin güneydoğusundan geçen tarihi kervan yolu, Amasya’ya kadar uzanıyor. Yer yer tarla ve bahçelerle ortadan kaybolan antik yolun 13. kilometresinde İncesu Kanyonu yer alıyor. Yozgat tarafında Kazankaya olarak anılan kanyon, Çekerek (Scylax) ırmağının yaklaşık 14 kilometrelik dar bir boğazda akmasıyla oluşuyor. Köylülerin ‘Uzun Geçit’ adını verdikleri İncesu Kanyonu’nun içinde, Anadolu yarımadasındaki en büyük Kybele kabartması bulunuyor. Yüzü ve bir bacağı kısmen tahrip edilmiş kabartma, İncesu köyüne 2 kilometre mesafede. Irmak kenarına konumlanan bu tarihi anıta ancak Ağustos-Eylül ayları arasında, diz boyuna kadar gelen ırmaktan tam on bir kez geçilerek ulaşılabiliyor. Zorlu ama bir o kadar da keyifli yürüyüş, olağanüstü kanyon manzaralarıyla süsleniyor. Kanyonun tepesinde eski bir yerleşimin kalıntıları ve içinde kaya merdivenlerin bulunduğu bir mağara yer alıyor. Yerel halk tarafından ‘Kale’ olarak anılan mağaraya, işaretlenmiş 4 kilometrelik bir patikayla ulaşabilmek mümkün.

Hitit Yolu parkurlarının bir diğer ayağı, kutsal Alacahöyük arkeolojik alanına ulaşıyor. Tunç ve Hitit çağlarından beri dini bir merkez olan ören yerinde kral mezarları, yapılar, sokaklar, su kanalları, şehir surları ve Sfenksli Kapı görülebilir. Şehrin hemen doğusunda yer alan Gölpınar su bendi, bilim adamlarınca Anadolu’nun ilk barajı sayılıyor. Hitit Yolu’nun Alacahöyük’ten başlayan alternatif güzergahlarından biri, çevresine Behramşah Külliyesi kalıntılarının yayıldığı dev kaya kütlesi Kalehisar’a götürüyor yolcularını. 40 kilometre uzaklıktaki Boğazkale’den bile görülebilen bu heybetli kale, birçok kavime ev sahipliği yapmış geçtiğimiz yüzyıllarda. Hitit Yolu’nun 32 kilometrelik Alacahöyük-Boğazkale etabı ise, eski göç yollarını takip ediyor. İmat-Tahirabat-Külah-Büyükgölpınar-Akçiçek-Emirler güzergahını izleyen rota, doğal güzelliklerin yanı sıra çeşitli höyük ve tümülüslerin eşliğinde devam ediyor başkent Hattuşa’ya dek. Eğer sonbaharda yürüyorsanız, hemen her köyde odun ateşindeki dev kazanlarda pekmez yapan köylü kadınlara rastlayabilirsiniz.

Hitit Yolu yürüyüş parkurlarının en güzel bölümlerinden birini Alaca Çayı Vadisi oluşturuyor. Tarihin birçok evresinde yurt edinilen bu vadi, altı noktada dar bir boğaza dönüşerek Cemilbey köyüne kadar uzanıyor. Vadinin başlangıç noktasına Geven köyü yakınlarındaki Gerdek Kaya Mezarı’ndan giriliyor. Kimi noktalarda yalçın tepeler arasında darlaşan kanyon sert bir coğrafya yaratıyor. Dere geçişleriyle yürünebilen rota üzerinde, kaya mezarları, eski mağara yerleşimleri, kaleler, Akçasoku ve Kabirkabil gibi terk edilmiş köyler görülebilir. Yürüyüş esnasında genişleyen dere yatağının kenarındaki meyve bahçelerinin nimetlerini sakın kaçırmayın.

Ülkemizin uluslararası normlarda işaretlenmiş uzun yürüyüş rotalarından biri olan Hitit Yolu, Anadolu’nun zengin tarihi ve kültürel mirasını doğaseverlerle buluşturuyor. 236 kilometre boyunca işaretlenen rota üzerindeki 17 parkur, alternatif güzergahlarla birlikte 385 kilometreye ulaşıyor. Dağ bisikleti parkurlarının toplam uzunluğu ise 406 kilometre civarında. Ülkemizdeki diğer benzeri yürüyüş rotaları gibi kırmızı-beyaz kılavuz çizgileri ve sarı-yeşil yön tabelalarıyla belirlenen Hitit Yolu’nun rehber kitabı, bu yıl sonunda yayımlanacak. Toplumun gözünde sıradanlaşan ya da yok olup gitmeye mahkum olan tarihi değerleri doğal güzelliklerle harmanlayan Hitit Yolu, bu alanda bir farkındalık yaratarak ülke ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Genel Bilgiler

Üzerinde farklı medeniyetlerin yaşadığı ve birbirleriyle etkileştiği Anadolu Yarımadası, insanlık tarihine damgasını vurmuş kültürel mozaiğin bir sentezidir. Döneminin ‘süper gücü’ kabul edilen Hititler, dünyanın ilk yazılı anayasası, toplum düzenini sağlayan zamanına göre ileri bir ceza yasası, dönemin korkunç silahı hafif savaş arabaları ve strateji uzmanı kralları, bin tanrılı pantheonu ve görkemli kentleriyle bu coğrafyada boy göstermiş önemli uygarlıklardan biri. Ülkemizde Unesco Dünya Mirası listesine giren on yerden biri olan Hattuşa antik kenti, Unesco Dünya Belleği’ne adını yazdıran çivi yazılı tabletleri bize miras bırakan Hititlerin zengin birikimini yansıtan ayrıntıları ve huzurlu atmosferiyle Hitit Yolu, tarih, kültür ve doğa meraklıları için dünyanın o özel yerlerinden biri.

Rota Hakkında

1988 yılında milli park ilan edilen Boğazkale ilçesindeki Hitit kenti Hattuşa ve Alacahöyük kalıntılarını kapsayan 2634 hektarlık alan, Hitit Yolu’nun temel noktası. Hitit yurdunun önemli kentleri Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva üçgenindeki tarihi güzergahlar kullanılarak oluşturulan Hitit Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları çalışması, Çorum Valiliği tarafından 2010 yılı Ekim ayında tamamlandı. Eski kervan ve göç yollarından geçen 236 kilometre boyunca işaretlenen 17 yürüyüş parkuru, alternatif güzergahlarla birlikte toplam 385 kilometreye ulaşıyor. Altı dağ bisikleti rotasının toplam uzunluğu ise 406 kilometre civarında. Çalışmanın ardından parkurların tanıtılarak harita ve GPS koordinatlarının verildiği Türkçe ve İngilizce rehber kitapçıklar hazırlandı.

Konaklama

Çorum il merkezi ile Alacahöyük ve Boğazkale beldelerinde konaklama olanakları mevcut. Ayrıca İncesu köyünde bungalov tesisi bulunuyor. Bazı köy yerleşimlerinde aile pansiyonculuğu var. Çatak, Soğucak, Evci ve Kızılhamza göletleri kamp için uygun mekanlar.

Ulaşım

Çorum İstanbul iline 614 km., Ankara’ya 244 km., Merzifon Havalimanı’na ise 63 km.
uzaklıkta bulunuyor. Çorum-İstanbul ulaşımı Sungurlu-Kırıkkale-Ankara-Gerede-
Bolu-Düzce-İzmit karayolu üzerinden sağlanıyor. Ayrıca Çorum il merkezi Alaca’ya 52 km.,
Boğazkale’ye 87 km. ve Ortaköy ilçesine 57 km. mesafede yer alıyor.

En İyi Parkurlar

Hattuşa, Alacahöyük, Şapinuva ve Yazılıkaya gibi arkeolojik alanlardan geçen tüm rotalar

parkurun tarihi alanlarını oluşturuyor. İncesu Kanyonu, Alaca Vadisi ile Evci, Çatak,

Soğucak,Kızılhamza ve Kalecikkaya göletleri ise rotanın doğal güzelliklerle bezeli

güzergahları.

7 Günlük Yürüyüş Önerisi

1. Gün : Hattuşa-Yazılıkaya-Büyükhırka (14 km)

Büyükhırka’da köy evinde konaklama veya kamp

2. Gün : Büyükhırka- Evci (Alaca) Baraj Göleti (15 km)

Gölet kenarında kamp

3. Gün : Evci (Alaca) Baraj Göleti-Alaca (7 km)

Alaca’da otelde konaklama

4. Gün : Ünalan Köyü’ne transfer (dolmuş 6 km)

Ünalan-Kızıllı-Çatak Göleti (14 km)

Gölet kenarında kamp

5. Gün : Çatak Göleti-Kızılhamza Göleti (16 km)

Gölet kenarında kamp

6. Gün : Kızılhamza Göleti-Şapinuva (14 km)

Şapinuva’da kamp

7. Gün : Şapinuva-İncesu Kanyonu (13 km)

İncesu’da konaklama