Elmalı Kilise :  Göreme Açık Hava müzesi, yüksek kaya kütlelerinin çevrelediği büyük bir alan. İlk bakışta Kapadokya’nın doğal mimarisinden hiçbir farkı yok gibi görünse de her bir kayanın içi yüzyıllar öncesinin dünyasını gizliyor. Kimi kilise, kimi şapel, manastır ya da yemekhane. Yönlendirme tabelaları ile rahatlıkla gezilebilen alanda ilk önemli durak Elmalı Kilise.

11. yüzyılın ortasında 12. Yüzyılın başına kadar süren bir zaman diliminde hizmet verdiği düşünülen Elmalı Kilise’de Hz. İsa’nın yaşamıyla ilgili 15 sahne yer alıyor. Fresklerin altında kaldığı farkedilen alt tabakalardaki resimlerde motifler ağırlık kazanıyor. Kilisenin adı konusunda farklı görüşler var. Kimi uzmanlar fresklerden birine Hz. İsa’nın elinde tuttuğu figürü elmaya benzetirken bazı tarihçiler bu ismin kapı önündeki elma ağacından kaynaklandığını düşünüyor.

Azize Barbara Kilisesi :  Açık hava müzesi içinde yer alan en ilginç mekanlardan biri olan yapı, kiremit rengi motifleri ile diğerlerinden ayrılıyor. İç mekanın neredeyse tamamı, bu kırmızımsı renklerle boyanmış çeşitli figürlerle süslü. Kuş, Haç, mitolojik hayvan ve bitki resimleri, geometrik desenler, semboller ve “duvarların blok taşlarla örüldüğü” izlenimi veren paralel çizgiler… Biraz fantastik, biraz soyut. Göreme Açık Hava Müzesi’nde ikonoklastik döneme ait hiçbir kilisenin bulunmadığını hatırlatan tarihçiler toprak boya ile resmedilmiş bu figürler için pek çok yorum yapıyorlar. Ortak görüş, bu figürlerin şeytanı kovmak, kötülüklerden korunmak için yapılmış bir tür büyü olduğu yönünde birleşiyor. Duvarlarda Azize Barbara, Aziz Georgios ile Theodoros’u temsil eden çizimler var.

Onuphrius Efsanesi

Yılanlı kilise’nin en ilginç fresklerinden biri Onuphrius efsanesini aktarıyor. Kapadokyalı Aziz Basileios elinde kutsal kitabı tutuyor, papaz Aziz Thomas takdis ediyor ve bir palmiye ağacının ardında da Aziz Onuphrius yer alıyor. Aslen Suriyeli olan Onuphrius efsaneye göre yaşamının 60 yılını çöllerde geçiriyor  ve 60 yıl boyunca yalnız hurma ve bitkilerle besleniyor. MS. 1 yüzyılda Mısır çöllerinde dolaşan Hristiyan münzevilere Hermit denilirdi. Hermitlerin yaşamlarını araştırmak için çölleri dolaşan Aziz Paphnutius, Onuphruis ile tanışıyor ve son nefesine kadar yanında kalıyor. Aziz Onuphruis nefse hakimiyetin ve doğruluğun simgesi olarak kabul ediliyor ve her yıl 12 Haziran’da düzenlenen ayinlerle anılıyor.

Gene efsaneye göre, Onuphruis aslında bir kadındır ve erkeklerin ilgisinden rahatsız olunca kendini değiştirmesi için tanrıya yakarır. Duaları kabul olan Onuphrius çirkinleşir, yüzünde sakal çıkar. Bu öyküye dayanarak Onuphrius da hep çift cinsiyetli betimlenir.

Yılanlı Kilise : Kubbesi ve sütunları olmadığı için farklı bir mimariye sahip Yılanlı kilise 11. Yüzyıla ait. Dikdörtgen biçiminde uzanan ana mekanın yanında mezarların bulunduğu düz tavanlı bir bölüm daha yer alıyor.

Yılanlı Kilise içerisindeki Betimlemelerden “Yılanın Ölümü”

Yılanlı kilise adını girişte, soldaki duvarda yer alan bir freskten alıyor. Buradaki betimlemede at üstündeki Aziz Georgios ile Aziz Theodoros çifti ejderha biçiminde bir yılanla savaşırken sahneleniyor. Sahnenin hemen sağında ise “gerçek haç” ı tutan imparator Konstantin ile annesi Helena resmediliyor.

 Kaya Kiliselerinde Yemek Kültürü

Yılanlı Kilise ile Karanlık Kilise arasında kalan yanyana ve birbirine bağlantılı üç yapı ; kiler, mutfak ve yemekhane olarak kullanılıyordu. Vadide yaşayan Hristiyanlar, yöreden topladıkları yiyecekleri Kiler’de saklarlardı. Bu bölümde görülen duvar oyuklarının erzak deposu olarak kullanıldığı biliniyor.

Günümüz Anadolu köylerinde halen kullanılan tandır ocaklar yüzyıllardır süren bir geleneğin devamı. Bu da mutfak odasının en ilginç köşesini oluşturuyor.

Yemekhane bölümü ise 30 kişinin rahatlıkla oturabileceği devasa taş masası ile hayal gücümüze ışık tutuyor. Masanın en başında daima başrahipler oturur, zemindeki çukurda toplanan üzümler ezilerek şaraba dönüştürülür ve duvardaki girintiler çeşitli eşyaların konduğu dolap olarak kullanılırdı.

Karanlık Kilise

Dışarıdan ışık almadığı için bu isimle anılan ve karanlık iç mekanı yüzünden freskolarını koruyabilen yapı Kapadokya’nın en görkemli kilisesi olarak kabul ediliyor.

Gün ışığına izin vermeden, içeriyi loş bir ışıkla aydınlatan küçük penceresi nedeniyle feskolarındaki renkler solmamış, canlılıklarını yitirmemiştir.

Karanlık kilise 12. ve 13. Yüzyıllara tarihlenir. Daha dış cephesinden başlayan ihtişam, iç mekanda yerini büyük şaşkınlığa bırakır. Tavandan tabana, duvardan kubbeye, her yer rengarenk resimlerle bezelidir ve loş ışığın da katkısıyla gizemli bir atmosfer hissedilir.

Tahrip olan freskoları onarmak için uzun süre kapalı kalan Karanlık Kilise’yi gezmek için müze içinde ikinci bir bilete daha ihtiyacınız olacak ama içeri girer girmez değdiğini düşüneceksiniz. Kilisenin dış cepheleri iç mekan ve İncil’i yazan azizler sahnesi olarak betimlenir.

Çarıklı Kilise

Göreme Açık Hava Müzesi’nde yer alan sütunlu kiliseler içinde en küçük olanıdır, kaya yüzeyindeki yüksek giriş kapısına metal bir merdivenle ulaşılır. Bazı görüşlere göre zemindeki iki ayak izinin Hz. İsa’ya atfedilmesinden, bazılarına göre ise yöre halkının fresklerde resmedilen azizlerin ayakkabılarını çarığa benzetmesinden dolayı bu ismi almıştır. Kilisenin alt katında küçük bir yemekhane yer alır.

Tokalı Kilise

Müze vadisinin en büyük kilisesi olan Tokalı “ katedral kilise” olarak kabul edilir. Değişik dönemlerde inşa edilmiş üç ayrı bölüm yüzünden karışık ve geçişli bir mimariye sahiptir. Diğer kiliselerde olduğu gibi duvarlar ve tavanların tamamında İncil’den sahneler aktaran freskolar yer alır. 10. Yüzyıldan başlayarak 11. Yüzyılın başına kadar kullanıldığı bilinir.

Azize Catherine Şapeli

Karanlık kilise ile Çarıklı Kilise arasında kalan bu küçük şapelin duvarlarında kabartma ve geometrik motifler dikkat çeker. 11. Yüzyıla tarihlenen şapelin zemin ve duvarlarında toplam 11 mezar vardır.

Rahibeler ve Rahipler Manastırı

Müzeye girer girmez dikkat çeken bu büyük kaya kütlesi Rahibeler Manastırı olarak biliniyor. 6 – 7 katlı manastırın içinde odalar, yemekhane, mutfak ve küçük bir şapel yer alıyor. Hemen yanında yer alan ve erezyon nedeniyle büyük çöküntüye uğramış olan Rahipler Manastırı gibi bu yapı da 11. Yüzyıla tarihleniyor.

 

El Nazar Kilisesi

Göreme Açık Hava Müzesi’nin hemen yanında uzanan Zemi Vadisi’nde yer alan El Nazar Kilisesi üzüm bağlarının ortasında yükselen görkemli bir peribacarı içine oturuyor. 10. Yüzyıl sonu ile 11. Yüzyıl başına tarihlenen ve “T” planlı bir mimariye sahip iç mekan yine renkli fresklerle doludur.

Pancarlık Kilisesi

Eski Bizans kiliselerinin bulunduğu Ortahisar çevresinde yapılacak bir gezinti sizi Pancarlık, Sarıca, Cambazlı ya da Üzümlü kiliselerinden birine ulaştırır. Ortahisar’ın güneyinde, daracık bir bağ yolundan geçilerek varılan Pancarlık Kilisesi de 11. Yüzyıl yapılarından biridir. Büyük bir kaya kütlesi içine oturmuş kilisenin heybeti daha uzaklardan belli eder kendini. Genellikle yeşil rengin hakim olduğu fresklerinde gene dini tasvirler yer alır.

Aynalı Kilise

Aynalı olarak da anılan Fırkatan Kilisesi, Ortahisar’ın bir  kilometre uzağında yer alıyor. 10 . yüzyıla tarihleyen kilise hem mimarisi hemde özellikle yukarıya bağlanan tüneli ve üst katıyla bölgenin ilginç örneklerinden birini oluşturuyor. Kiremit rengindeki sade geometrik desenleri iç mekana soyut bir ifade kazandırıyor.