Neolitik Çağ’dan beri Aksaray

Nevşehir’in 60 kilometre güneybatısında yer alan Aksaray, Kapadokya bölgesi içinde kalan önemli illerden biridir. Tuz Gölü ile Hasan Dağı arasında uzanan toprakları sayısız tarihi esere ve doğal güzelliklere ev sahipliği yapar.

İl merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Hasan Dağı, Kapadokya’daki oluşumları hazırlayan volkanik dağlardan biri ve 3268 metre yüksekliği ile Orta Anadolu’nun en yüksek ikinci dağıdır.

Acemhöyük ören yerindeki kazılardan gelen bilgilerle de gelişen Aksaray’ın zengin tarihi, Neolitik dönem ile başlıyor.

Asurlu tüccarların bu topraklarda ticaret yaptığı, Hitit yazılı kaynaklarında adı geçtiği biliniyor. Hitit, Pers, Makedonya, Roma, Bizans ve Selçuklu uygarlıkları arasında el değiştiren Aksaray, 1470 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılıyor. 7. Yüzyıl sonunda bölgeye gelen Hristiyan toplumlar, burayı adeta ikinci bir başkent gibi gören Selçuklular ve son olarak Osmanlılar zamanında İç Anadolu’nun önemli bir merkezi oluyor. İpek yolu üzerinde bir kavşak noktası oluşu, kente çağlar boyu avantaj sağlıyor. Geçmiş çağlarda Nenossos, Şinakhatum ve Garsaura gibi pek çok farklı isimle anılan kent, Kapadokya’nın son kralı Archelaus nedeniyle onun ismini alıyor, Selçuklular döneminde adı, II. Kılıçarslan tarafından Aksarak olarak değiştiriliyor.

Aksaray Ulu Camii

Aksaray il merkezinde yer alan ve 15. Yüzyıla tarihlenen Ulu Camii, görkemli cephesi ve kente hakim duruşu ile bugün bile Aksaray’ın gözdesi. Cami kitabesinde 1408-1409 yılları arasında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırıldığı ve mimarının Mehmet Firuz bey olduğu yazıyor. Abanoz ağacından yapılmış ahşap minberi ile taş işçiliği hayranlık uyandırıyor.

Kızıl(Eğri)Minare

Ulu Camii başta olmak üzere, Aksaray’da pek çok tarihi cami ve türbe yer alıyor. Bunlar arasında en önemlileri Tapduk Emre Türbesi, Şeyh Hamid-i Veli ( Somuncu Baba) Türbesi, Kılıçarslan Türbesi, Şeyh Cemaleddin-i Aksarayi İtifakhanesi, Çilehane ve Mescidi.

Tuğlalarının renginden dolayı, “Kızıl” eğriliğinden dolayı ise “Eğri” isimleriyle anılan tarihi minare tipik bir Selçuklu yapısı. 1221 – 1236 yılları arasında yapıldığı bilinen Kızıl Minare gerçek bir sanat eseri. Kare tabanlı bir kaide üzerinde yükselen gövdeyi oluşturan tuğlalar aşağıda ve yukarıda farklı dizilmiş. Minarenin alt kısmında zigzaglar çizerek yükselen desenler, yukarıya doğru düzleşiyor ve aralara serpilmiş mavi yeşil çinilerle kaynaşıyor. Ne yazık ki eğilmeye başladığı farkedilen minare, 1973 yılında gövdesine sarılan bilezikler ve çelik halatlar ile destekleniyor.

Aksaray Müzesi

Orta Anadolu’nun en önemli müzelerinden biri olan Aksaray Müzesi, Neolitik dönemden başlayan ve Kalkolitik Çağ, Eski Tunç, Asur ticaret kolonileri, Frig, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı’ya uzanan geniş koleksiyonu ile hem bina içinde, hem bahçesinde birbirinden değerli eserler sergiliyor. Bahçesinde daha çok Bizans dönemi eserler barındıran müzenin içinde Musulara yerleşkesi, Güvercinkaya Yerleşkesi ve Acemhöyük kazılarında bulunan eserler ile Çanlı Kilise’den çıkartılmış çocuk ve kedi mumyaları büyük ilgi çekiyor.