Ne harika yer burası! Nereden buldun bu Datça’yı? ‘Elimle koymuş gibi buldum’… 
Can Yücel… 
Rahmetli Can Yücel’in dediği gibi ne harika bir yermiş bu Datça…
Biz 2014 Haziran Ayı içinde bir haftalığına keşfe çıktığımız Datça Yarımadası’nı çok beğendik.
Böylece bu yazı kaçırmadan siz de Datça’yı en güzel şekilde keşfedebilirsiniz…
Datça TürkiyeNeden Datça? 
Yıl boyu yeni yerleri keşfetme isteğiyle yanıp tutuştuğumuz için hep yollarda olduğumuzu tahmin ediyorsunuzdur eminim. En kısa tatillerde bile bir yerlere kaçıp gidiyoruz. Evde olduğumuz vakitlerde ise bir sonraki sefer nereyi keşfetsek acaba diye araştırma yapıyoruz. Evimiz gezi kitaplarıyla, haritalarla dolup taştı. Hal böyle olunca yılda bir seferliğine 3-4 gün hiçbirşey yapmadan denizin ve güneşin tadını çıkartmak bizim için bir farz. Bu nedenle Datça, dinlenme niyetiyle tatile çıkan bizler için çok doğru bir adresti.
Datça, henüz yakınındaki Marmaris ve Bodrum kadar popüler değil. Sanırım benim en çok da bu hoşuma gitti. Sakin koyları, masmavi, tertemiz denizi, keşfedilmeyi bekleyen bükleri, iyi niyetli misafirperver halkıyla, bademi ve zeytiniyle beni benden aldı… Eğer siz de daha sakin bir tatil geçirmek istiyorsanız, herşey dahil oteller size göre değilse, tertemiz denizin tadını çıkartayım, akşam deniz kıyısında bir lokantada balığımı yesem rakımı, çayımı yudumlayıp dalgaların sesiyle huzur bulsam bana yeter diyorsanız Datça sizin için de doğru adres.
Datça hedef olarak seçilmişti seçilmesine de hangi koy, hangi bük daha güzeldi ve biz nerede kalmalıydık bu soruların cevaplarını bulmak o kadar da kolay olmadı. Datça’da konaklayabileceğiniz çok fazla pansiyon (oda + kahvaltı) var ve Datça Hayıtbükü, Palamutbükü, Ovabükü, Gabaklar gibi adını duyurmuş birçok koy seçeneği sunuyor. Hal böyle olunca tatil öncesi iyi araştırma yapmak  gerek. Ancak ben tatilimiz öncesinde Datça hakkında bilgi bulmakta çok zorlandığımı burada belirtmeliyim. Bu nedenle bu yazımla sizlere güzel Datça’yı tanıtmak ve yararlı olacağını düşündüğüm bilgileri bir yazı içinde vermek istiyorum. Siz bu rehber eşliğinde güzel Datça’yı keşfederken çorbada benim de bir tuzum olmuş olur böylece…
Datça’da nerede kalabilirsiniz? 

Bu tatilde biz küçük, şirin bir pansiyonda kalmak istedik ve başladık araştırma yapmaya. Bir yandan da hangi koy, bük daha güzel onu araştırdık. Araştırmalarımız sonucunda Datça taraflarında güzel butik oteller olduğunu fark ettik ve iki tane Butik Otel seçtik kendimiz için.

Seçtiğimiz ilk butik otel Palamutbükü’ndeki Mavi Beyaz’dı. Burada 5 gece kaldık. Adına yakışır bir şekilde masmavi Palamutbükü sahilinde, mavi beyaz renkleriyle dekore edilmiş bu otel ilk bakışta herkesi büyüleyecek türden. Otelin kendi web sayfasından odaları ve fiyatları hakkında bilgi edineceğiniz için ben burada sadece, oteli farklı kriterler çerçevesinde objektif olarak değerlendireceğim. Seçip seçmemek size kalmış.

Otel Mavi Beyaz Palamutbükü kıyısı boyunca dizili pansiyonlardan biraz uzakta olduğu için oldukça sakin bir konuma sahip. Otel ile sahil arasından dar bir yol geçiyor. Bu yol arabaların kullanımına açık olsa da çok fazla araba geçtiğini söyleyemem. Bu nedenle burada denizle başbaşasınız.
Otel genel olarak temiz ve düzenli. Temizlik konusunda bizim yaşadığımız tek sıkıntı havlular oldu. Odaya konulan havlular lekeliydi. İlkinde insanlık hali desek de bir sonraki seferde de lekeli havlu bulunca otelde bu konuda bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Otelde kaldığımız 5 günlük süre zarfında 2 kere sular kesildi ve su depolarında problem olduğu için biz kısa süreliğine de olsa susuz kaldık. Bu da temizlik konusunda sıkıntı yarattı. Odamız deniz manzaralı olduğu için denize karşı uyumak ve uyanmak benim için paha biçilmezdi. Ancak odaların küçük olması oda içinde rahat hareket etmeyi önemli derecede kısıtlıyor bunu da belirtmeliyim. Çalışanlar güler yüzlü ve çok misafirperverdi. Ancak organizasyon konusunda çok fazla aksama ve sorun var. Sipariş verdiğimiz herşeyde bir sorun yaşadık. Hiçbir siparişte doğru şey gelmedi. Ya yanlış, ya eksikti. Ancak dediğim gibi çalışanların iyi niyetli, güleryüzlü oluşu nedeniyle biz görmemezlikten gelmeye çalıştık bu hataları. Ancak, bu otelin sahibinin otelin başında bulunmamasının ve otelin gerçek bir işletme müdürünün olmayışının yarattığı eksikliğini insan her dakika hissediyor. Kısacası sahipsiz kalmış bu güzel otel. Otel fiyatına kahvaltı dahildi. Serpme olarak masaya getiriyorlar. Bence gayet güzel, lezzetli ve yeterli. Yediğimiz herşey lezzetliydi. En önemlisi meyve, sebze hep tazeydi. Otelin restoranının fiyatlarına gelince, çok ucuz olduğunu söyleyemem. Ancak ilk gün sahil boyunca dizili restoranların fiyatlarına şöyle bir göz gezdirince fiyatların Palamutbükü fiyat seviyesinde olduğunu söyleyebilirim. Otelin yemek fiyatları hakkında fikir vermesi açısından aşağıda birkaç şeyin fiyatını sizlerle paylaşıyorum:

Türk kahvesi 5 tl
Bira 10 tl
Akdeniz salatası 12 tl
Köfte porsiyon 16 tl

Otelin menüsünde sürekli taze balık bulunduğunu da burada belirtmeliyim. Biz 5 gün boyunca balığa doyduk. Aşağıdaki fotoğraf o gün tutulan orfoza ait. Sonradan öğrendim ki orfoz nesli tehlike altında olan bir balıkmış. En azından yenmesine ortak olmadık.

Datça’da başka hangi koyları gezebilirsiniz? 

Palamutbükü’nde kaldığımız süre zarfında biz otelin önündeki denizde zaman geçirmekten hiç sıkılmasak da günübirlik bir tekne turu hiç de kötü olmazdı. Bu nedenle başladık tur araştırmaya. Palamutbükü’nde günübirlik tekne turu yapabilirsiniz. Ancak seçenekler çok fazla değil. Eğer kalabalıksanız kendi başınıza bir tekne kapatabilirsiniz. 10-12 kişilik bir tekneyi günlük kiralamanın fiyatı 700 TL. Öğlen yemeği dahil. Biz dört kişi 700 TL vermek istemedik. Liman boyunca küçük bir araştırma yapınca Sait Kaptan ile tanıştık. 4 kişilik küçücük bir teknesi ile bizi gün boyu gezdirdi. 150 TL ödedik bunun için. Yemek yoktu bu fiyatın içinde. Burada belirtmem gereken bir nokta, Sait Kaptan’ın teknesinin hijyenle hiçbir alakasının olmadığı. Teknede birkaç saatlik yolculuk dışında hiç vakit geçirmeyeceğimizi düşünüp biz bu yolculuğa çıktık.

Teknelerin 2 rotası var. Ya Datça’ya doğru gidebilir Domuz Çukuru, Hayıtbükü, Ovabükü ve Akvaryum Koyu’nu görebilirsiniz ki burada sadece Domuz Çukuru’na arabayla ulaşamıyorsunuz. 2. Rota ise Knidos turu. Datça’nın burnu Knidos’a kadar gidip yol üzerinde çok güzel koylarda denize girebilirsiniz ki bu koyların çoğuna arabayla ulaşım yok. Yani tek şans tekne turu. Hal böyle olunca biz Knidos rotasını seçtik ve muhteşem bir gün geçirdik. Knidos’a giderken yanınızda müze kartınızı almayı unutmayın. Oradaki antik tarihi şehir misafirlerini bekliyor.